Ekonomi

Tek faiz oranı tüm Euro Bölgesi için uygun mu?

Investing.com — Avrupa Merkez Bankası’nın tek faiz oranı politikası, Euro Bölgesi’ndeki farklı ekonomik koşulları yansıtmadığı gerekçesiyle uzun süredir eleştiriliyor.

2000’li yıllarda, bu “herkese tek beden” politikası büyük dengesizliklere yol açtı. İspanya ekonomisi sürdürülemez şekilde büyürken, Almanya zorlanıyordu. AMB ise her ikisine de uymayan tek bir faiz oranını sürdürdü.

Sermaye, merkez ülkelerden çevre ülkelere akarak emlak balonlarını ve borç birikimini besledi. Küresel mali kriz patlak verdiğinde, güney ülkelerindeki sonuçlar çok ağır oldu.

2010’lu yıllar da benzer bir hikaye anlattı. Çevre ülkeleri derin durgunluklar ve yavaş toparlanmalarla karşı karşıya kalırken, ortak para politikası zayıf ekonomilerden çok güçlü ekonomilere uygun olmaya devam etti. Bu durum güneydeki uzun süreli durgunluklara katkıda bulundu. AMB’nin tek tip faiz oranı, para birliği içinde bir ayrılık kaynağı olmayı sürdürdü.

Ancak koşullar değişti. Son dönemdeki büyüme farklılıklarına rağmen, İspanya ekonomisi 2022’nin dördüncü çeyreği ile 2025’in ilk çeyreği arasında %6,3 büyürken, Almanya ekonomisi daraldı. Capital Economics analistleri, Euro Bölgesi’nin dört büyük ekonomisindeki enflasyon ve çıktı açıklarının artık on yıllardır olduğundan daha uyumlu olduğunu savunuyor.

Bu durum, Taylor Kuralı analizinde açıkça görülüyor. Bu kural, enflasyon, çıktı açığı ve burada %0,5 olarak varsayılan istikrarlı bir reel faiz oranına dayalı olarak uygun faiz oranını tahmin ediyor.

Capital Economics, IMF ve OECD’den alınan çekirdek HICP enflasyonu ve çıktı açığı tahminlerini kullanarak, kuralın şu anda Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya için benzer politika faizlerine işaret ettiğini tespit etti.

Bu durum, optimal faiz oranlarının blok genelinde büyük ölçüde farklılık gösterdiği son 25 yılın çoğundan farklı bir tablo çiziyor.

Son dönemdeki yakınsama, büyük ölçüde tüm üye ülkeleri benzer şekilde etkileyen Covid-19 pandemisi ve enerji fiyatlarındaki artış gibi ortak şokların sonucu. Ülkeye özgü aksaklıkların azalmasıyla, optimal para politikası ayarları arasındaki fark daraldı.

Dahası, bir zamanlar çevre ülkeleri etkileyen makroekonomik dengesizlikler bugün daha küçük görünüyor.

2000’li yılların aksine, aşırı kredi akışları veya aşırı ısınmış emlak piyasalarına dair çok az kanıt var. Mali politikalar da eskisi kadar farklı değil, ancak bu durum yakında değişebilir.

Capital Economics, gelecekte farklılıkların yeniden ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor. Hızlı talep artışı ve tarihsel olarak düşük işsizlik oranıyla İspanya’nın yakında çekirdek enflasyonunda artış görmesi ve potansiyel olarak daha sıkı para politikasına ihtiyaç duyması muhtemel.

Bu arada, Fransa gibi ülkeler büyük açıkları ve borçları yönetmek için mali politikayı sıkılaştırmak zorunda kalacak. Bu durum daha düşük faiz oranlarını haklı çıkarabilir. Buna karşılık, Almanya’nın mali politikayı gevşetmesi bekleniyor. Bu da daha yüksek faiz oranlarını gerektirebilir.

Bu makale yapay zekanın desteğiyle oluşturulmuş, çevrilmiş ve bir editör tarafından incelenmiştir. Daha fazla bilgi için Şart ve Koşullar bölümümüze bakın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu